Yitirdiklerimize…
İran’da; amacı sadece okumak olan ne savaşı ne de savaşın acımasızlığını bilen, tek derdi okul bahçesinde gönlünce koşup oynamak olan yüz elli kız çocuğu öldürüldü. Ve bunu yapanların amaçladığı şey, sözüm ona İran’a barış ve özgürlük getirmekti. Tıpkı Suriye’de, Irak’ta, Lübnan’da yaptığı gibi…
Saymaya başlayın parmaklarınızla yüz elliye kadar. Saymak bile külfet gelecek bazılarınıza. İşte İran’da yüz elli kız çocuğu katledildi. Daha yaşamadan, küçücük tabutlarla cennete uçup gittiler. Bu soru soruldu ABD’de bir yetkiliye. Gayet sakin bir şekilde, “araştırıyoruz” dedi. O kadar…
Filistin’de on binlerce çocuk katledildi. Gerekçeleri ise, şeytanı bile kıskandırmıştı. O çocukların büyüyünce terörist olacağına ve İsrailli askerleri öldüreceğine inanıyorlardı. Masum bir çocuk sırf Filistin’de doğduğu için bu iftiraya maruz bırakılıyordu. Bir devlet, Filistin’de yaşayanları açlığa, susuzluğa mahkûm ederek, usulca ölümlerini izliyordu. Bu aşağılık davranış orta çağda bile yoktu. Bu kadar iğrenç, aşağılık insanlar o dönemde bile yaşamamışlardı. Ve dünya, bas bas insan haklarından bahsederken, bu durumu görmezden geliyordu. Çünkü her şey çıkar ilişkileri üzerine kurulmuştu. Erdem, ahlak, inanç, sevgi, saygı, adalet hepsi geri plandaydı. Önce çıkarlar geliyordu.
Bu cennet başlı cehennemde asırlarca, sırf teni siyah diye milyonlarca insan katledildi. Aşağılandı, horlandı, ötekileştirildi. Asırlarca köle olarak kullanıldı. Ahırdaki hayvanları bile onlardan değerliydi. Bugün kölelik yok. Zira olmasına gerek de yok. Çünkü istisnasız ekonomik gücü olmayan herkes, potansiyel birer köle. Hiç kimsenin değilse bile kendisinin kölesi.
2026 yılının henüz başındayız. Üçüncü ayındayız. Sadece üç aylık sürede Türkiye’de 118 kadın katledildi. Sadece şubat ayında 29 kadın katledildi. Ne için biliyor musunuz? Hiçbir sebebi yok… Sadece kadın oldukları için. Ya ayrılmak istediler kocalarından ya da çocuklarıyla birlikte yaşamak istediler. Sadece yaşamak istediler sadece… Ve bu cinayetleri işleyen, erkek olduklarını sanan yaratıklar, bu sayede namuslarını temizlediklerine inandılar. Bir hiç olarak yaşıyorlar şimdi. Gururlu ve mağrur bir şekilde. “Biz namusumuz için yaşıyoruz” naraları atıyorlar dört duvarın içinde. Birer zavallı olarak geberip gidecekler. Ve benim inancıma göre, yaptıklarının bedelini muhakkak ödeyecekler. Ancak bu dünyada değil. Ne yazık ki bu dünyada adalet yok. Hiç olmadı ve hiçbir zaman olmayacak. Güçlü olanın hep haklı olduğu bir yer kürede yaşıyoruz. Savaşı kim kazandıysa haklı olan da odur zira…
Yitirdiklerimize…