Tasfiye nedeniyle zararına sanat
Çok öfkeliyim. İçimdeki öfke, taşıp ruhumun aynasında yankılanıp, yeniden yüzüme çarpıyor. Aklıma geliyor tüm yalancılar ve öfke nöbetim yeniden mesaisine başlıyor. Aslında biliyordum böyle olacağını, biliyordum hiçbirinin birbirinden farklı olmadığını. Ancak yine de böylesi bir durumda yapmazlar diye düşünüyordum. Aslında düşünmek değil, umut ediyordum. Öfkemin nedeni şudur. Tarsus Belediyesi, Şehir Tiyatrolarının faaliyetlerini durdurmuş ve içinde barınan, yaşayan bir avuç emekçiyi de kovamadıkları için belediyenin çeşitli bölümlerinde çalıştırmaya başlamışlar. Bunun adı tastamam şudur. “Ben kovamıyorum, mümkünse sen yıl ve git bu belediyeden.” Biliyordum Cumhuriyet Halk partisinin sadece adının yaşadığını, diğer bütün unsurlarının yok olup gittiğini biliyordum, biliyorduk. İnanmak istemedik sadece. Hasan Ali Yücel’in yaşadığını sandık partinin içinde. Oysaki çoktan ölmüştü, bizim için olmasa bile parti için… Şimdi sorsan belediye başkanına, hepimizin aşiyan olduğu şu klasik yanıtı verecektir. “Efendim, memleket böylesi bir ekonomik kriz yaşarken, sanata ayıracak paramız yok.” Öyle ya sanata ayıracak paramız hiç olmadı bizim. İhtiyacımız da olmadı zaten. Karşılığında hep gerçekçi unsurlar bekledik zira. Para verdim, karşılığında şunu aldım diyebileceğimiz bir şey yok sanatın içinde. Düşündürmüşsün, güldürmüşsün, huzurlu sıcacık bir gün geçirmelerini sağlamışsın, geriye çocuklarına, torunlarına kalacak bir anı bırakmışsın kimin umurunda. Belediye için tek gerçek “al gülüm ver gülümdür.” Oysa bir sefer, toplu sünnet şöleni yapmasa, bir yıllık maaşları çıkar emekçilerin. Lüks arabaya bineceğine daha düşük bir arabaya binse yine bir yıllık maaşlarını öderler. Ama kısılacak bir şey varsa sanat olmak zorunda. Çünkü kimse, sana şu kadar şey ürettim, şu kadar para kazandırdım diyemez. Soyut olan, hiçbir şey değer görmedi bu memlekette. Hoş, ne gördü ki…
Tarsus Şehir Tiyatrosunda çalışan toplasan kaç kişi vardır ki? Otuz, otuz beş kişi. Bu kadar insanın tiyatro yapmaması mı kalkındıracak belediyeyi? Bunun yanıtını gerçekten merak ediyorum. Benim kızdığım kapatmaları da değil aslında. Yalan söylemeleridir. Muhalefet etmenin konforu içinde dillerinden düşürmedikleri hak hukuk adalet yalanlarıdır. Amatör ve özel tiyatrolarda çalışırken, CHP’li belediyelere oyun satardık. Herhangi bir etkinlik kapsamında oyunumuzu oynamak için oraya gittiğimizde de, öve öve bitiremezlerdi bizi. Sonra oyunu oynadıktan sonra, paramızı alabilmek için akla karayı seçerdik. Bazen haftalarca bazen de aylarca paramızı alamadığımız olurdu. Sonunda aldığımızda da, artık o paranın bir anlamı kalmazdı bizim için. Gide gide zaten alacağımız para eriyip giderdi. Hiçbir şey değişmedi, değişmeyecekte ne yazık ki. Umarım bu yanlıştan dönerler diyeceğim ama açıkçası hiç umudum yok. Ancak şunu bilsinler ki bir avuç emekçi olarak bizler; SUSMAYACAĞIZ ARTIK…