Sümer Ezgü’nün Haklı İsyanı

Yayınlama: 30.06.2025
A+
A-
Profesyonel Teknik Adam Diplomasına sahip. Futbol'un kendisinde biriktirdiklerini 1991 yılında yazılı ve görsel basında sergilemeye başladı. Ulusal yaygın TV'ler de yönetici olarak görev aldı. Temsilci olarak görevini sürdürdü. Televizyon ve gazetelerde üst yönetici olarak görev yaptı. Radyo çalışmalarını başarıyla dinleyicisine ulaştırdı. Profesyonel olarak Tiyatro’nun her kademesinde görev aldı Seslendirme ve dublaj sanatçılığını başarıyla sürdürmekte. Yerel Yönetimlerde Basın Danışmanlığı, Spor Derneklerinde Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Dilek Antalya Sinema Derneği Başkanlığını sürdürmektedir

1980 yılları öncesi arabesk furyası, 1980 de devam etti. Ve 90 yıllar Pop Müziğin genç yeteneklerinin Arabesk’e karşı gerçek notalar ve besteleri ile karşı durduğu müziğin amiral gemisi ses sanatçılarının da gençlerin önünü açtığı yıllar. İki binli yılların başına kadar devam etti bu sevdiğimiz müziklerin ve eserleri dinlediğimiz yıllar. Arabesk küçük bir dinlenme süresine geçtiği yıllarda farklı gruplar, farklı sanatçılar ve dillere pelesenk olmuş şarkıları mırıldanışlarımız çok uzun da sürmedi.

Ağız dolusu laf kalabalığı ile dolu sözleri hatırlanıp mırıldanılmasının dahi mümkün olmayan konuşarak söylenen şarkılar. Gençlerimize sakız gibi yapıştı son yıllarda bu şarkılar. Bir yavaşlama dönemine girmiş olsa da isyan ve haykırış mesajlarını konuşarak veremeyenler bu afyon içmiş misali şarkıları özellikle araçlarında sonuna kadar açıp dertlerini dile getirmeye çalışıyorlar.

Tüm bu popülist müzik evrelerinde Türk Halk Müziği aslanlar gibi durduğu yerde dimdik ayakta kaldı. Ne sözünde, ne özünde, ne nağmesinde ne sazın tellerinde vurduğu nede notasında bir değişme, değişime ayak uydurma gibi bir çabası olmamıştır. Hatırlayın 1990 lı yıllarda Mavi Mavi yi söylemeyen pop sanatçısı kalmamıştı. Zerrin Özer’inden, Ajda Pekkanına kadar çıkartmış oldukları kasetlerde arabesk rüzgarına onlarda kapılmış kasetlerinde bu tarz eserlere yer vermek zorunda kalmışlardı. Şimdilerde buna Cover’ adı veriliyor.

O Yıllarda Türk Halk Müziği sanatçıları sevenleriyle buluşuyor, on binlerce izleyicisine paşalar gibi konserler veriyor, ancak popülerliklerinin, takip edilişliklerinin düşük yüzdeleri onların muhteşem şarkılarını ön plana çıkartmıyordu. Neşet Ertaş da o yıllarda sahne alan özel dinleyici, seyirci kitlesi ile müziğini yapmaya devam edenlerdi. Sümer Ezgü’de bu sahnelerde Türk Halk Müziğinin en büyük ve en duyarlı temsilcisi olma özelliğini gösterdi. Yıllardır bunun savaşını verdi, mücadele etti, doğru işlerin ve doğru notalar ile sevenlerin gönlüne nasıl girilebilidiğinin örneklerini ortaya koydu. Ama ne hikmettir ki ne Ajda Pekkan, Ne diğerleri hiç bir zaman Türk Halk Müziği eserlerini kasetlerine almadı, yer vermedi. Keşke Arabesk’e indikleri kadar Türk Halk Müziği ile kasetleri anlam katsalardı.

Kolay olmadı elbette. Sümer Ezgü bunu başardı. Ancak daha da çoğalmak ve daha da kenetlenmek gerekiyor. Bunun için her gün üretti, her gün halkın arasında, her fırsatta halk konserlerinde sevenleri ile kucaklaştı, kucaklaşmaya devam ediyor. TRT de gerçekleştirdiği herkesi içine alan, kendini bulduğu programlar ile TRT nin arşivine altın değerinde Türk Halk Müziği ve değerleri adına hazineler biriktirmeyi sürdürüyor.

Tek başına elbette olmuyor. Elbette tek başına değil Sümer Ezgü. O ve onun gibi binlerce Türk Halk Müziği sanatçısı, ozan, şair, söz yazarı bestekar ve binlerce yetenekli gençler bulunuyor. Ama buna rağmen özellikle son zamanlarda oynatılan dizilerde Bağlamanın tellerine vurulduğu anda çıkan notaların sesi gerçek izleyici ve bu müziği sevenler için değil, popülist davranışlar sergilenmesine yerini bırakmıştır. Sonun da Sümer Ezgü Hocamız da bu durumlara isyanını zaman zaman yaptığı konuşmalarda ele aldı. Üniversitelere konuk olduğu konferanslarda bu yozlaşmayı eleştirdi ve konunun vahametini belirtti. Son yıllarda iş çığırından çıkmaya başlayınca artık Sümer Ezgü’nün de bu konuda yanlış giden ve yanlış uygulamalar ile halkın gerçek beklentisinin çiğnendiğini, Türk Halk Müziği değerinin hayasızca seviyesinin düşürülmemesi gerektiğini hatırlatması sorumluluğunu bir kez daha üstlendi.

Sümer Ezgü Sanat Akademisi de yaşanan bu ciddiyetsizliğin ve Türk Halk Müziğinin gerçek yeri ve değerinin yok edilmeye çalışılmasına karşılık en güzel çalışmalarını sergilemeye devam ediyor. Sümer Ezgü tüm ülke genelinde ve müzik dünyasında neler yapılması gerektiği konularını ele alacağı buluşma da önemli açıklamalarda bulunması kendisi içinde kaçınılmaz bir durum oldu. Sümer Ezgü’nün tarihi çagrısı adeta bir Manşettir Hem Türk Halk Müziği emekçilerine, hem de sahip çıkması gerekenler için , “MÜZİK BOZULURSA TOPLUM ÇÖKER ! Yaşa varol Sümer Ezgü ! Çok Yaşa ! Umarım senin gibilerin sayısı çoğalır, artar, bu kirlenmişliklere verilecek toplu mücadele amacına ulaşır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.