Nasıl Yardımcı Olabilirim?
Tiyatronun karın doyurmadığı günlerdi. Hoş, ne zaman doyurdu ki? Neyse bunlar bizim iç meselemiz. Konumuza dönelim. Ne diyordum? Hah tamam şimdi buldum.
Tiyatronun karın doyurmadığı günlerdi. Babamla “artık doğru düzgün bir iş bulmalısın” üzerine bilmem kaç bininci toplantımızı yapıyorduk. Daha doğrusu o konuşuyordu, ben de başım önde onu dinliyordum. Babam konuşurken, aileme kötülük ettiğimi düşündüm bir an. Kendi hayallerimin peşinden koşarak, onlara haksızlık ettiğimi düşündüm bir kez daha. Ve karar verdim. Babamın dediği gibi doğru düzgün bir işte çalışacaktım. Öyle de oldu. Doğru düzgün bir iş mi bilemem ama bir kargo şirketinde demirbaş sorumlusu olarak işe girdim. Kısa zamanda alıştım işime. Zaten zor bir iş değildi. Her ortalama zekanın yapacağı basit bir iş. Demirbaşları takip et. Eksik olan varsa git al sonra onları raporla. Bu kadar.
Gel zaman git zaman işime giderek sahip çıkmaya başladım. Hatta yalan yok sevdim diyebilirim işimi. Lakin tiyatro aklımın bir kenarında, genç ve güzel bir kız gibi hayallerimi süslemeye devam ediyordu. Çaresizdim. Şimdilik bir şey yapamazdım. Mecburen çalışmaya devam ettim. Günlerden bir gün mesaiye kaldım. Genelde pek olmazdı ama o gün evrakları raporlamam işim mesai saatlerin içinde yetişmedi. Akşam saat on gibi bir telefon çaldı. Telefonu açtım ve hayatımın en garip en tuhaf telefon görüşmesi böylelikle başlamış oldu. Olduğu gibi aktarıyorum size…
Alo. …. Karo şirketi. Nasıl yardımcı olabilirim?
Canlı hayvan taşıyor musunuz?
Hayır beyefendi taşımıyoruz.
Öldürsek taşır mısınız?
Hayır beyefendi hiçbir şekilde taşımıyoruz.
Anladığım kadarıyla taşımıyorsunuz ama işe alıyorsunuz.
Anlamadım efendim.
Aynaya bak anlarsın ayı…
Hemen telefonu kapattı yüzüme. Eğer kapatmasaydı; kendisini tebrik edecek, başarılarının devamını dileyecektim. Kısmet olmadı.
Nereye gidersem gideyim bu garip olaylar beni bulacaktı. Buna inandım o gece. O yüzden tiyatrodan kaçamazdım. Çalışsam bile, bir şekilde tiyatro yapmaya devam etmeliydim. Not: iki iş bir arada gitmiyor bilginiz olsun.
Olmadı beceremedim. Ben de istifa ettim. Müdürümüzün gözünde sevinç nidaları saklıydı. Bozuntuya vermeden “üzüldüm” dedi. Yani herkes mutluydu, babam dışında.