Korkudan Korkmak

Yayınlama: 25.02.2026
Düzenleme: 25.02.2026 00:50
A+
A-
Konya Büyüksehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu,Yazar- Dramaturg

Galileo korkmuştu. Zira idam edilecekti. Adı gibi biliyordu dünyanın döndüğünü. Ancak geri kalmış zihniyeti bir türlü ikna edemiyordu. Kilisenin baskısıyla mecburen tezinden vazgeçti. Ölünceye kadar da zindanda kaldı. Kalp yetmezliğinden, bu dünyadan göçüp gitti. Bazıları bu hikâyeye şöyle bir ekleme yapıyorlar. “Tamam kabul ettim lakin dünya yine de dönüyor.” Korkmak ayrıydı, korkuyla yapılan haysiyetsizlikler apayrı. Günümüzde korku, böylesi iğrenç bir hal aldı. Tüm korkanlar sonunda, gücün avuçlarında bir kukla gibi yaşamayı kabul ettiler.

Bize bahşedilen kısacık ömürde, gırtlağına kadar altınla, gümüşle, elmasla dolsan ne değişir ki? Bütün zevkleri tatsan, başka biri mi olacaksın sonunda? Aynaya baktığında başka birisini mi göreceksin? Su gibi neyin içine girersen, onun şeklini almak, ne kadar konforlu peki? Bu, insanı içten içe öldürmez mi? Korkmayı anlayabiliyorum. Herkes korkar. Ancak korkuyorum diye özünden vazgeçmeyi anlayabilmem mümkün değil.

Dünyaya ezkaza gelmiş gibi davranmak, hatta bunu içselleştirmek ne işimize yarar? Dünyadan geçip giderken bir iz bırakmak değil midir amaç? Herkes kahraman olsun demiyorum. Rahmetli babam kahraman değildi örneğin. Hiçbir kahramansı özelliği yoktu. Ama öldüğünde ne alacağı vardı ne de borcu. Kimse arkasından ağız ucuyla helal olsun demedi. Bu bile iyi olmak için, ya da çabalamak için yeterli bir neden değil midir?

Hayatında bir şey çoksa, muhakkak zamanla gizemini yitirecektir. Çok olan her şey aslına birer hiçtir. Değerli olan az olandır. Azla yetinmek ayrıdır, onurlu bir yaşamı istemek ayrı. Çoğumuz bunun arasındaki farkı anlayamıyoruz ne yazık ki. Bazı kelimeler güzel görünür bizlere ama esasında tehlikelidir de. Örneğin özgürlük gibi. Özgürlük her istediğini, her istediğin yerde yapmak ve yaşamak değildir. Bu olsa olsa istiladır. Başkalarının haklarına saldırıdır. Özünden vazgeçen her birey, şekilli bir yalnızlığa mahkumdur. Etrafında tonlarca altın olsa bile…

Galileo; Kilisenin suyuna gidip, pekâlâ ömrünün sonuna kadar konforlu, ihtişamlı bir yaşam sürebilirdi. Küçücük bir hücre yerine yüz odalı bir şatoda yaşayabilirdi. Lakin bunu tercih etmedi. Sizce neden?

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.