Geceye Uyanmak Masalı

Yayınlama: 01.03.2026
A+
A-
Konya Büyüksehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu,Yazar- Dramaturg

Kendimi bildim bileli geceyi ve sessizliği sevmişimdir. Herkes uyurken uyanık olmak, gecenin sessizliğini dinlemek keyif verir bana. Geceye uyanmak güzeldir. Belki de bu hayranlığımın asıl nedeni, daha çocukken bir kitapta okuduğum satırlardır. Şöyle diyordu: “En güzel ışık, karanlıkta parlar.” Sanırım o ışığı aradım hep karanlıklarda.

Yine geceye uyandığım bir günde kahvemi yudumlarken, içimin derinden sarsıldığını, evin daraldığını, üstüme üstüme geldiğini hissettim. Çok olur bu bana. Öyle durumlarda hemen pencereyi açar, rüzgârı derince içime çekerim. Sağlıklı düşünebilmek için en iyi yöntem budur. Zira beynin yakıtı oksijendir.

Ancak o gece yetmedi rüzgâr bana. Ruhumu kemiren yalnızlık hali iyiden iyiye boğuyordu beni. Sonunda dayanamayıp kendimi dışarıya attım. Tek tük yanan evlerin ışıklarına hikayeler uydurarak yürüdüm boş sokakları. Eski bir parkta buldu ruhum bedenimi. Boş salıncaklara bakıp, dalıp gittim. Usulca sakinleşiyordum. O esnada, karşı bankta gençten bir kadının oturduğunu fark ettim. Başı önde öylece kara kara düşünüyordu. Yalan yok; içimden yanına gitmek, iyi olup olmadığını sormak geldi lakin yanlış anlayabilir düşüncesiyle herhangi bir adım atmadım. Bu saatte ne işi vardı acaba burada? O da benim gibi yalnızlık belasıyla mı uğraşıyordu yoksa? Saate baktım. Saat tam tamına üçü gösteriyordu. Bir an göz göze geldik. Yüzünü karanlıkta zar zor seçebiliyordum. Hemen yönümü başka yöne çevirdim. Bir şeyler yapmalıydım ama ne? Bu düşünceler aklımı kemirirken, kadının kalktığını ve bana doğru yürüdüğünü fark ettim. Niye bilmiyorum kalbim daha hızlı atıyordu. Yaklaştı… Yaklaştı…

Yanıma geldiğinde bütün geçmişim ayaklarımın ucundan dökülüverdi sanki. Oydu. Ama nasıl olur? O İstanbul idi. Buraya gelmesi mümkün değildi.

Tam burada araya girmek istiyorum. Onun adı Selin. Yıllar önce İstanbul’da bir kafede tanıştık onunla. Öyle büyülü özel bir tanışma olmasa da üç yıl masalsı bir aşk yaşamıştık. Ayrıldığımız gün söylediklerini hiçbir zaman unutamadım.

“Korkma her insan unutulmaya mahkumdur. Çok canın acırsa bir şiir yaz geçer” demişti. Onu son kez orada görmüştüm ve o, giderken bile çok güzeldi. Neden bittiğinin hiçbir anlamı yok. Çünkü başlayan her şey bir gün mutlaka biter.

Gözlerime baktı. Gözlerimin içine… “Nasılsın” dedi kısık bir sesle. Ne yanıt vereceğimi bilemedim. “Bilmem” diye yanıt verdim ona. O eski bomboş çocuk parkında saatlerce soğuğa aldırış etmeden konuştuk. Eski günleri andık. Güldük. Bazen ağlaştık. Birbirimizi ne kadar özlediğimizi fark ettik. Ve ben, şu soruyu asla sormadım ona. Neden buradasın?

Sabaha karşı iyiden iyiye ayaz içimize işlerken, eve gitmeyi teklif ettim. “Sıcak çayım, yorganım var. Güzelce dinlen sonra ne yapacağına karar verirsin” dedim. Kabul etmez sanıyorum ama masumca “tamam” diye karşılık verdi bana. Belki de çaresizliğindendi. Böyle şeyleri düşünmemeliydim. Önemli olan burada olmasıydı. Yanımda, yakınımda olmasıydı. Eve geçtik. Sıcak bir çay demledim ona. Çayını odaya getirdiğimde çoktan uyumuştu. Üzerini örttüm, odama geçtim. Yüzümde anlamsız bir gülümseme. O sabah bambaşka bir dünyaya uyanmıştım. Hiç uyumadan üstelik… Bu düşüncelerle sızıp kalmışım. Öğlene doğru uyandım. Parmak uçlarımla hareket ederek güzel bir kahvaltı hazırladım bize. Onu uyandırmaya gittim sonra. Odaya girdiğimde onun olmadığını fark ettim. Kötü düşünmek istemiyordum. Belki de yiyecek bir şeyler almaya gitmişti. Bir saati aşkın bir süre bekledim onu. Ne gelen vardı ne de giden. Umudum tükenmişti. Yine gitmişti. Acımı bir şekilde bastırmaya çalışırken telefonum çaldı. İsteksizce açtım telefonu. Arayan yirmi yıllık dostum Ferit idi. Sesi bir tuhaf ve kötü geliyordu. Ne olduğunu sordum heyecanla. Olup biteni anlatmaya başladı bana. Şunlar döküldü dudaklarından. “Selin dün gece evinde intihar etmiş. Sabah kocası fark etmiş öldüğünü. Biliyorsun zaten nicedir araları bozuktu ve Selin sürekli ilaç kullanıyordu. Böyle olacağı belliydi. Yazık oldu. Bilmende fayda var diye aradım. Başımız sağ olsun kardeşim.”

Koltuğu yığılıp kaldım. Gördüm sandığım her şey koca bir düşten ibaretmiş. Düşümdeki rüyaymış belki de. Bir çay demledim sonra. Ve bir şiir daha yazdım gelmeyişine… Acım hafiflesin diye…

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.