Eski Bir Tren Garı

Yayınlama: 30.10.2025
A+
A-
Konya Büyüksehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu,Yazar- Dramaturg

Uyusa da uyumasa da, gece saat üç gibi ayaklanırdı. Gecenin en koyu vaktinde, sokağa bırakırdı yorgun düşlerini. Ayazı içine çeker, ışıksız evlerin gölgesini seyrederdi. O gece yine aynısını yaptı. Giyindi kuşandı, düştü yollara. Sessiz, sakin sokakları dolaştı. Sigara içmek için hep uğradığı, artık kullanılmayan tren garına geldi. Eski bir banka oturup, hemen önünde duran yüzyıllık ağacın şarkısını dinlemek istiyordu. Belli ki birisi daha o şarkıyı dinlemeye gelmişti. Zira hep oturduğu bankta yabancı biri oturuyordu. Karanlıkta önce seçemedi kim olduğunu. Yürüdükçe tanıdı, tanıdıkça şaşırdı. Bankta oturan babasıydı…

Bir ürperdi ruhunu kıyılarında özgürce dolanıyordu sanki. Yanına yaklaştı ve hiçbir şey söylemeden yanına oturdu. İkisi de bir süre yüzyıllık ağacın hüzünlü şarkısını dinlediler.

Gece gece burada ne işin var baba?

Uyku tutmadı.

Sıkı giyinseydin bari. Pastırma yazı var diyorlar ama geceler aynı fikirde değil. Üşümenden, daha doğrusu hasta olmandan korkuyorum.

O faslı geçeli çok oldu.

Bilirim. Burnunun dikine gitmeye bayılırsın.

Şarkısı ne güzel değil mi?

Kimin şarkısı?

Ağacın.

Öyle.

Yıllar önce seni ziyarete geldiğimizde annenle, bu şarkıyı gene dinlemiştim. Seni beklerken… Her zaman olduğu gibi yine geç kalmıştın.

Bir kere geç kaldığın zaman…

Hala canın yanıyor mu?

Anlamadım?

Canın yanıyor mu diyorum.

Ne fark eder ki.

Beklediğin hiçbir şey yok mu?

Baba etrafına bak. Kullanılmayan bir tren garındayız. Sence bir şeyleri bekliyor olabilir miyim?

Bayılıyorsun edebiyata.

Gerçeklerden de edebiyattan da nefret ediyorum artık. Bir masalın içinde yaşamayı istiyorum. Gırtlağına kadar yalan bir masal. Yalanın içinde boğulmak, ölmek istiyorum.

Ölmek bir halta yaramıyor evlat.

Seni özlüyorum baba. Ama artık bu bir zayıflık göstergesi haline dönüştü. Ne zaman seni özlediğimi söylesem birine, hemen kaç zaman geçti unut artık diyorlar. Herkes, bir başkasına bir şeyleri unutturmaya çalışıyor. Unutmak korkakların işidir baba. Ben güçsüzüm biliyorum ama korkak değilim. Doğru haklısın. Çok canım yanıyor. Üstelik neden yandığını da bilmiyorum. Ne aradığımı, neye ulaşmaya çalıştığımı bilmiyorum. Yaşıyorum öyle anlamsızca. Ben neden mutlu değilim baba? Güzel olanı neden hiçbir zaman hak etmiyorum?

Mutluluk hak etmekle değil emekle olur evlat. Adım atmadan bir yere ulaşmayı beklemek delilerin işidir. Sadece yaşarsan, sadece nefes alırsın. Karar senin evlat. Yol senin, ömür senin, toprak senin, ölüm senin…

Haklısın baba. Yine haklısın.

Hava iyice soğudu. Dediğin doğru çıktı bak senin de. Pastırma yazı diyorlar ama ayaz fena. Ben gidiyorum evlat. Yine buluşuruz.

Bir gün mutlaka baba.

Hoşça kal evlat.

Hoşça kal baba.

Bir müddet daha yüzyıllık ağacın şarkısını dinlemeye devam etti. Sonra evine doğru yola koyuldu. Evine geldi. Pencereleri açtı, güneşi selamladı. Bir çay demledi ve bir şiir daha yazdı hiç gelmeyenlere…

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.