COP31’de Antalya mutfağı dünya sahnesine çıkıyor
Antalya Belek Üniversitesi Gastronomi Bölümü öğretim üyesi Dr. Gül Damla Kılıç,COP3 Kapsamında Antalya’nın yöresel lezzetlerinin sürdürülebilirlik anlayışıyla dünyaya sunulmasının, gastronomi turizmine de katkı sağlayacağını belirtti.
9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31’in kentin gastronomik değerlerinin uluslararası alanda tanıtılması için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Gül Damla Kılıç, Antalya’nın yöresel lezzetlerinin sürdürülebilirlik anlayışıyla dünyaya sunulmasının, gastronomi turizmine de katkı sağlayacağını belirtti.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenecek COP31, 2016 yılında EXPO için inşa edilen ve zirve için yeniden düzenlenen alanda gerçekleştirilecek. Yaklaşık 1200 dönümlük alanın Blue Zone ve Green Zone olarak iki bölüme ayrılacağı organizasyonda, dünyanın farklı ülkelerinden 100-150 bin ziyaretçi ile 100’ün üzerinde devlet ve hükümet başkanının ağırlanması bekleniyor.
ANTALYA MUTFAĞI ULUSLARARASI VİTRİNDE
COP31 alanında kurulacak kiosklarda Antalya’nın yöresel lezzetleri ziyaretçilere sunulacak. Antalya piyazı, şiş köfte, kabak tatlısı ve balık çeşitlerinin yer alacağı menüler, “Atıksız Mutfak” konseptiyle hazırlanacak.
Dr. Öğretim Üyesi Gül Damla Kılıç, gastronominin bir destinasyonun kültürel kimliğini dünyaya aktarmada önemli bir araç olduğunu belirterek, Antalya’nın gastronomik mirasının daha güçlü şekilde tanıtılması gerektiğini söyledi.

Gül Damla Kılıç, “Antalya, tarımsal üretim çeşitliliği, Akdeniz mutfağının etkisi ve kendine özgü yöresel ürünleriyle önemli bir gastronomi potansiyeline sahip. Piyaz, şiş köfte, kabak tatlısı ve deniz ürünleri yalnızca birer yemek değil, Antalya’nın kültürel mirasının parçalarıdır. COP31 gibi uluslararası ölçekte bir organizasyon, bu mirası dünyaya anlatmak için çok değerli bir fırsat” dedi.
‘YEREL ÜRÜN VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BİRLİKTE ELE ALINMALI’
Gastronomide sürdürülebilirliğin yalnızca gıda israfının önlenmesiyle sınırlı olmadığını belirten Kılıç, yerel üreticinin desteklenmesi, mevsimsel ürünlerin tercih edilmesi ve doğal kaynakların verimli kullanılmasının da bu yaklaşımın önemli parçaları olduğunu ifade etti.
Gül Damla Kılıç, “Atıksız Mutfak yaklaşımı, COP31’in temel gündemi olan sürdürülebilirlik açısından son derece anlamlı. Gastronomi sektöründe yerel ve mevsimsel ürünlerin kullanılması, gıda kayıplarının azaltılması ve ürünün mümkün olduğunca tamamının değerlendirilmesi gerekiyor. Böylece hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de yerel gastronomik kimliği koruyoruz” diye konuştu.
‘ANTALYA GASTRONOMİ DESTİNASYONU OLARAK DA ANILMALI’
COP31’in Antalya’nın turizm algısının çeşitlendirilmesi açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kılıç, kentin yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle değil, gastronomisiyle de uluslararası alanda öne çıkabileceğini söyledi.
Kılıç, “Antalya’nın gastronomi turizmi açısından sahip olduğu potansiyeli daha görünür hale getirmemiz gerekiyor. Uluslararası ziyaretçilerin yöresel yemeklerle tanışması, onların Antalya’yı yalnızca bir tatil destinasyonu olarak değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi destinasyonu olarak algılamasına katkı sağlayacaktır” dedi.