Bu hikaye Gülseren Budayıcıoğlu nu atlatmıştır
Demek ki DİZİ de ki senaryolar doğruymuş
Bugün Türk dizilerinin Dünyanın dört bir yanına servis edilip büyük bir dikkat ve heyecanla izlenildiğini ve bundan sektörün inanılmaz bir şekilde gelir elde ettiğini biliyoruz. Avrupalı ya da Dünya nın bir çok ülke insanına olağan geler dizi de ki karakter, replikler, davranışlar, senaryo ekibinin oyuncuya ,
-Hadi yazdığımı oyna
Dediği bir çok mevzu en son yaşanan METİN AKPINAR ın Antalya da ki bir turnesinde tanıştığı bayan ile tek gecelik bir hadise ile yıllar sonrası ikizlerinin olduğunu öğreniyor olması doğru senaryolaştırılma
Bu olay sonrası açıklamalar, beyanatlar, sanatçı cephesi, ikiz kızların anlattıkları ve anlatacakları vs … Tam bir Gülseren BUDAYICIOĞLU tarzı bir yapım olma özelliğinde
Danışman doktorumuza akla hayale gelmeyecek mevzuları anlatanların, anlattıkları sonrası GERÇEK HAYAT HİKAYESİNDEN alınmıştır’ notu düşülerek yapılan diziler PÜR dikkat izlenir oldu ve hatta REYTİNG leri alt üst eder oldu. Ekran karşısında dizileri filmleri izleyenler ise
–Vayyy beee gerçek miş demek…
Demekten kendilerini alamadı.
Metin Akpınar ın ‘ZAMANI GERİYE DÖNDÜREMEYİZ’ açıklaması sonrası artık yapacak bir şey yok. Hatadır, kafaların bi milyon iyi olduğundan mıdır, şeytana kanma hadisesi midir bilinmez oldu işte bir kere.
Gelelim dizi ve filmeler de uzun zamandır izlediğimiz ve izlerken karşısında hayıflanıp söylendiğimiz hatta küfürler savurduğumuz o senaryosunun bir ekip tarafından yazıldığını düşündüğümüz konulara.
Meğer ne yazan ekibin,ne de gerçekten yaşanmışlıkların hiçbir günahı yokmuş. Yani aslında bu dizileri izlerken küfür edenlerin de bir suçu yok.
Meğer tüm bunlar gerçekten yaşanmış. Ve teknolojinin, iletişimin, bilişimin gelişmesi ile birlikte yeni yeni öğreniyoruz. Önceden Gazete sayfalarında nadiren okuduğumuz ve inanıyorum ki çoğu zaman haberi yapan gazetecinin inisiyatifinde haberin ahlak, gelenek ve göreneklerimizin değeri nedeniyle görülmediğini de tahmin ediyorum.
VE bir Metin Akpınar olayı yaşandı. Bu iletişim ve teknoloji daha ne Gülseren Budayıcıoğluna malzeme çıkacak DİZİLER yapılacak senaryolar yazılacak ve bu dizileri milyonlar izleyecek defalarca. Bu kez sanırım küfür etmeden, sayıp söylenmeden, bizim ülkemizde bunlar yaşanmaz olmaz böyle şeyler demeden… Artık şaşırmayacağız, olmaz böyle şey demeyeceğiz, normaldir, mümkündür, olabilir deyip yatacağız…
Evet biz böyle bir ülke değildik. Ne zaman ki 1990 yıllarda GECE 24 den sonra Kırmızı Noktalı film ve ÇİN ÇİN programı adı altında göğüslerini açan çilek, limon, portakal ile göğüs uçları kapatılmış kadın programları hayatımıza girmeye başladı işte bundan sonra ne olduysa oldu. RTÜK o zaman nerdeydi ? Modernleşme adı altında Avrupalaşma adına hayatımıza normal miş gibi sokulan bu programlar ve davranışlar meğer bizim ciğerimizi parçalamaya başlamış da şimdi yeni yeni öğreniyoruz. Ciğer bu tamir olur mu, tedavi olur mu ?
Şarkılarımıza, özümüze tutunmaya çalışıyoruz da tedaviye cevap verir mi HASTANE ÖNÜNDE ki İNCİR AĞACI…
Bıçak yarası gibidir bu hikayeler Ülkemizin yüzyılı nda.
Gelecek Yüzyıl da ne yazılır, ne anlatılır, bizden sonrakiler nasıl bir öz ve söz ün devamı olur bilinmez… Bildiğimiz tek şey Metin Akpınar ve diğerlerinin yaptıkları yaşattıkları, dizilere daha çok konu olacaktır….