Bazı dönüşümler alkışlarla değil, sabırla olur
Çünkü gerçek reform gürültüyle değil, derinlikte sessizlikle büyür.
Akdeniz Üniversitesi’nin son yıllardaki hikâyesi de tam olarak böyle bir hikâye: dışarıdan sessiz, içeriden devrim gibi.
Bazı haberler resmî açıklama yapılmadan da duyulur.
Ankara’daki dostlarımın kulağıma fısıldadığı o haberlerden biri, bu defa Akdeniz’den geldi:
Akdeniz Üniversitesi, YÖK tarafından “Araştırma Üniversitesi” statüsüne aday gösterilen kurumlar arasında.
Henüz açıklama yapılmadı ama perde arkasında konuşulanlar bu yönde.
Bu, sadece bir etiketten ibaret değil.
Bu statü, bir üniversitenin artık “araştırma yapan, proje üreten ve uluslararası alanda rekabet eden” bir yapıya kavuştuğu anlamına geliyor.
Ve eğer bu bilgi resmiyete dökülürse, Akdeniz Üniversitesi için yeni bir çağ başlayacak:
daha fazla bütçe, daha fazla kadro, daha fazla bilimsel üretim.
Reformun Sessiz Kahramanları
Bu noktaya gelinmesinin ardında bir gece değil, birkaç yıl var.
Prof. Dr. Özlenen Özkan rektörlük koltuğuna oturduğunda, ilk yaptığı şey sistemin çıtasını yükseltmek oldu.
Akademik atama kriterleri sertleştirildi; artık unvan, “süreyle” değil “üretimle” kazanılıyor.
Bu da üniversiteyi doğal olarak bir seçilim sürecine soktu:
Üreten yükseldi, bekleyen geride kaldı.
Bu adaletli, ama sancılı bir süreç.
Kulislerde “Akdeniz Üniversitesi son yıllarda kendini toparladı” deniyor.
Benim gözlemim, sadece toparlanmakla kalmadığı yönünde.
Üniversite, yeniden bir “akademik kimlik” inşa ediyor.
Değişimin Anatomisi
Değişim, dışarıdan bakıldığında sessizlik gibi görünür.
Ama o sessizlik, çoğu zaman yeniden yapılanmanın sesidir.
Laboratuvarların, yazılımların, kadroların ve sistemlerin tek tek yenilendiği, içe dönük ama kararlı bir dönem yaşanıyor.
Değişim Kolay Değil, Ama Gerekli
Değişim hiçbir zaman konforlu değildir.
Yeni sistem, üretmeye alışkın olanı hızla yukarı taşırken, “alışkanlığa” yaslananı zorlar.
Ama üniversite dediğin yer, rahatsızlıktan ilerleme çıkaran bir yerdir.
Kimi zaman eleştiri gelir, kimi zaman itiraz.
Olsun.
Çünkü sessizlik değil, yenilik korkusuzluğu bizi ileri taşır.
Bugün eleştiri konusu olan pek çok başlık, aslında tam da bu dönüşümün yan etkisi.
Çünkü eski sistemler yıkılırken, yenileri henüz inşa ediliyor.
Ve bu süreçte en zor şey, sabırdır.
Akdeniz’den Yükselen Yeni Ton
Antalya’nın bir turizm kenti olduğu kadar, bir bilim kenti olabileceğini gösteren en güçlü örnek bu üniversitedir.
Organ naklinden yapay zekâya, tarımdan deniz bilimlerine kadar birçok alanda imza atılmış projeler var.
Ama belki de en kıymetli gelişme, üniversitenin iç disiplinini yeniden bulması.
Bugün Akdeniz Üniversitesi, “idare eden” değil “üreten” bir kültüre dönüşüyor.
Son Söz
Her büyük dönüşüm, önce direnişle sonra dedikoduyla sınanır.
Bugün Akdeniz Üniversitesi’nde olan tam da budur.
Liyakat temelli bir sistem kurulduğunda, üretmeyenler rahatsız olur; çünkü artık “boş unvan” dönemi bitmiştir.
Ve rahatsızlıklarını bilimle değil, yalan haberlerle dile getirmeye kalkanların olması şaşırtıcı değil.
Ama herkes bilsin: Gerçek, eninde sonunda kendini gösterir.
Bir üniversiteyi iftirayla değil, emekle ölçeriz.
Bizim için çıkan söylentiler, sosyal medyadaki iddialar değil, uluslararası dergilerdeki yayınlar konuşur.
Bugün kim ne derse desin, Akdeniz Üniversitesi’nin attığı adımlar Türkiye’de yeni bir kültürün temelini atıyor.
Ve o kültürün adı nettir: bilim, liyakat ve vicdan.
Yalan bir süre koşabilir, ama doğru daima varış çizgisini geçer.