Bahar Arka Sokakta Kaldı
Bahar dallara yeni yeni iniyordu.
Yani öyleydi herhalde.
Tam da bilmiyorum,
zaten ne önemi var ki.
Hava güzeldi işte.

Ben de öyle,
sebepsiz bir neşenin içindeydim.
Ellerim cebimdeydi.
Ne zaman neşeli olsam
oraya saklarım ellerimi.
Sanki taşmasın diye.
Dudağımda hangi şarkı olduğu belli olmayan neşeli bir ıslık vardı.
Ne başı belliydi
ne sonu.
Telaşsız yürüyordum, kaygısız.
Islık, adımlarımı takip ediyordu
ben farkında olmadan.
Kütük Çay Evi’nden çıkmıştım.
Zafer’de,
ara sokakta olan.
Bilmek zorunda olanlar hariç
Kimsenin bilmediği,
bilse de yolunu düşürmediği
o köhne yerden.
Meydana doğru gidiyordum.
En azından niyetim oydu.
Ama adımlarım
kendi kendine yön değiştirdi.
Dar, karanlık bir sokağa saptım.
İki yanı yüksek,
eski, yorgun binalarla çevrili.
İstanbul’un Tarlabaşı’sını andıran,
şimdilerde göçmenlerle dolu
bir sokak.
Sokağın ortasında
iki çocuk vardı.
Ellerinde yıpranmış bir top,
kaldırımdan kaldırıma sektiriyorlardı.
Top her duvara çarptığında
bir anlığına
sokağın sesi değişiyordu.
Bir kaç kuş ötüyordu.
Sesleri,
viraneye dönen eski bir bahçeden geliyordu.
Yabani otlar duvarlara tırmanmıştı,
kaçmak istercesine.
Ağaçlar ne zamandır
kimseye gölge olmamıştı.
Beni görünce çocuklar durdu.
Bakıştılar biraz ürkek.
Sonra oyunlarına devam ettiler.
Sanki ben
sokaktan geçen biri değil de
sokağın eski bir parçasıydım.
Bir kapının önünde
genç bir kadın duruyordu.
Elinde poşetler,
yüzünde aceleyle yorgunluk arasında
kararsız bir ifade.
Bana değil,
hayata bakıyordu.
Pencerelerden
bilmediğim diller sarkıyordu.
Bir tencere kokusu,
bir televizyon sesi,
bir bebek ağlaması.
Bahar buraya
çekinerek gelmişti.
Bir an durdum.
Ellerim hâlâ cebimdeydi ama
neşem, geride kalmıştı.
Sonra yürüdüm.
Sokak bitti.
Işık arttı.
Meydana indim.
Kalabalık
birden üzerime çöktü.
Koşturan insanlar,
satıcılar,
korna sesleri.
Banklarda oturanlar,
telefonuna gömülenler,
bir yerlere yetişemeyenler.
Kimse kimseye bakmıyordu
ama herkes
herkese çarpıyordu.
Kalabalığın içine karıştım.
Bahar,
bir arka sokakta kalmıştı;
benimle gelmedi.
Sonra unuttum.
Sokağı,
çocukları,
kapıdaki kadını,
virane evleri,
kuşları,
baharı,
.
.
.
kendimi.