1960 Darbesi ve Sonuçları (Darbeler)

Yayınlama: 01.08.2025
A+
A-
Konya Büyüksehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu,Yazar- Dramaturg

1960 darbesi iyi miydi, olumlu bir hareket miydi, var olduğu günden beri tartışılır durur. Birçok kişi, bir ikilem arasında kalıp net bir yanıt veremez bu soruya. Büyük yazar Aziz Nesin ve oğlu Ali Nesin’de yıllarca bu tartışmayı gerçekleştirmişler. Aziz Nesin usta, uzunca bir süre darbenin olumlu olduğunu savunmuş. Ancak ölümüne yakın oğluyla bir sohbette, darbenin bize çok büyük bedeller ödettiğini kabul etmiş. (Bunu, Ali Nesin bir röportajında söylüyor.)

Belli ki Aziz Nesin’de birçok solcu gibi, darbenin iyi sonuçlar yaratacağına inanmış. Örneğin yine Aziz Nesin ustaya bir konuşmasında şöyle bir soru soruluyor. “Hiç mi iyi bir siyasetçi gelmedi Türkiye’ye? Hiç mi sevdiğiniz bir siyasetçi yok?” Aziz Nesin bu soruya şöyle bir yanıt verir. “Ben de istisnasız her solcu gibi Bülent Ecevit’e kandım. Sonrada bu inancım yok olup gitti. Bu ülkede hiçbir şey toplum yararına yapılmaz. Her şey çıkarlar içindir.”

Bu konuyu geride bırakıp 1960 darbesine geri dönersek eğer şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor. Birincisi darbelerin iyisi kötüsü olmaz. Bugüne kadar da hiçbir zaman olmadı. İkincisi, sol kesim mutlu oldu diye, tiyatroda, sanatta güzel atılımlar yapıldı diye, birkaç yazar, edebiyatçı kazandık diye, darbeler iyi bir şey olarak görülemez. 1960 darbesinin bedelini haliyle sağ kesim ödedi. Hoş, bu darbede yargılanan tek solcu yine Aziz Nesin’di ama olsun. Sürgünler oldu, sebepsiz yargılanmalar oldu. Ağır bedelleri oldu. Ordu, istediği millet modelini ülkeye yerleştirmek için nice insanı mağdur etti. Sonuç olarak devlet kökünden değişiyordu. Bir darbede “bana iyi geldi ona kötü geldi” olmaz. Bugün bana yarın sana…

Bunu ne yazık ki anlamadık ve işlerine geliyor diye birçokları sustu. Zaten ne zaman konuşmuşlardı ki? (Aziz Nesin’in “Ah bizim ödlek ayınlar” adlı eserini mutlaka okumanızı salık veririm.) Bu bir tarafta sevinci var ederken diğer tarafta da ise müthiş bir öfkeyi doğurdu. İşte kritik yer burasıdır. Bilendiler, öfke birçok kesimi bir arada tutmayı başardı. Kimse farkında değildi ancak bu bir kan davasına dönüşmüştü. Fırsatını bulan, diğer kesimin canını yakacaktı. Öyle de oldu. Önce 12 Mart 1971 yılında askeri muhtıra gerçekleşti. Savaş başlamıştı. Sonra olaylar birbirini kovaladı. Sağ sol kavgaları sokaklara kadar gelmişti. Silahlı eylemler, faili meçhul cinayetler kol geziyordu sokaklarda. 12 Eylül 1980 senesinde ise, hala bedelini ödediğimiz askeri darbe gerçekleşti. Bu aslında sonun başlangıcıydı. Binlerce insanın mezarı bile yok. Akıbetleri belli değil. Cezaevlerinde işkencelerle geçen seneler. Amerika aktif olarak devreye girmiş ve ülke yeniden şekillenmeye başlamıştı. Öfke, bir grubun hızlıca yükselmesini sağlıyordu. Kaoslarla geçen onlarca yılın ardından usulca Türkiye Cumhuriyeti başka bir kimliğe bürünüyordu. Bu kan davasının içinde, olan sıradan vatandaşa oluyordu. Her zaman olduğu gibi…

Sonuç olarak; birçokları iyi olarak görülen 1960 darbesi, bize büyük bedeller ödetti. Ne yazık ki, halen devam ediyor. “Neden teknolojide, bilimde, sanatta, edebiyatta iyi yerde değiliz, neden Avrupa’nın çok gerisindeyiz” sorunun tek yanıtı darbelerdir. Darbe senden senelerini çalar. Umudunu çalar. Yarınlarını çalar. Ve yine söylüyorum, darbelerin iyisi kötüsü olmaz. Çünkü hiçbir darbe halk yararına yapılmaz. Her şey mevcut çıkarlar içindir.

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.