100 yaşına kadar yaşamanın keşfedilmiş sırları
Uzun ömrün kodları
100 yaşına kadar yaşamaya ilişkin ipuçları. Üç haneli yaşları gören bir ömre dair soruların yanıtları. Yaşam süresinin uzaması trendi mercek altında. “İnsanın kendisinin en iyi versiyonu olabilmesine” öncülük eden Longevity biliminin kodları… Biyolojik yaşınızı nasıl etkileyebilirsiniz? Prof. Dr. Turgut Göksoy anlattı.
“Uzun ömür” felsefesi, birçok soruyu gündeme getiriyor. 100 yaşı devirmiş ve giderek uzayan bir yaşamın sırrı ne? Bugün, uzun yaşamada, daha da ileri noktalara ulaşmak için ne yapmalı? Yapay zeka destekli bir çok uygulama da artık uzun ömrün şifrelerini verebiliyor. Bilim, “longevity” olarak adlandırılan uzun ömrün sırrını araştırıyor. Hatta kimi ülkelerde bilim insanları, 100 yaşına kadar yaşamın nedenini de çözdüler. Bazı takviyelerin veya özel vitamin serumlarının sağladığı desteklerle yaşamı uzatmak hayal değil. Bilimsel gelişmeler yoluyla katedilen yol çok fazla.

Yaşlanma takvim yaşıyla orantılı mı?
Sağlıkla geçecek uzun bir yaşamı reddedecek insan sayısı aslında çok az. Tıp uzmanları ve sağlık sektörü için uzun ömürlülük araştırmaları önem taşıyor. Prof. Dr. Turgut Göksoy, önemli bir noktaya dikkat çekiyor; “Uzun ömür yalnızca takvimde geçen yıllar değil. Hücrelerinizin, organlarınızın ve metabolizmanızın ne kadar ‘genç’ kalabildiğiyle doğrudan ilişkili. Longevity bilimi, genetikten beslenmeye, doğru uykudan psikolojik esenliğe dek çok boyutlu. Ve yaşam süresini kaliteli şekilde uzatmayı amaçlayanlar için anlamlı”. Bu arada yaşlanmanın tek bir belirtisine odaklanmamak gerektiğinin altını çiziyor. “Bir çoğumuzun düşündüğü gibi doğal bir süreç değil yaşlılık” diyor. “Longevity tıbbı” olarak bilinen, uzun ömür felsefesi, Prof. Dr. Turgut Göksoy’un ikinci bir uzmanlık alanı. Uzman, biyolojik yaşlanmanın takvim yaşıyla orantılı olmak zorunda olmadığına inanıyor. Uzun yaşamada, daha da ileri noktalara ulaşmanın imkansız olmadığını, yaşlanma sürecini tersine çevirmenin yolunun yeni ilaçlara ve tedavilere bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

100 yaşın büyüsü
Ömrü uzatmak, daha doğrusu 100 yaşın büyüsünü çözmek beslenme dahil herşeye bilinçli yaklaşmayla çok yakından ilgili. Yaşlanmanın özel bir “mühendislik” yoluyla kontrol edilebileceğini düşünen tıp doktorlarından biri olan Prof. Göksoy’a göre, doğru yaşam tarzıyla bedenin gücünü ve dayanıklılığını arttırabilmek mümkün; “Beslenmeniz, egzersiziniz, güneş ışığına maruz kalma miktarınız ve hatta davranışlarınız da uzun ömrü etkiliyor. Bunlar 90 veya 100 yaşına ulaşmada yaklaşık yüzde 75’lik rol oynayan noktalar”. Hareketsiz bir yaşam tarzının da sigara içmek kadar tehlikeli olduğuna vurgu yapıyor. Diğer yandan, yaşlıların toplumdan kendini soyutlamasını oldukça riskli buluyor; “İnsanlardan kopuk, sosyallikten, iletişimden uzak, tek başına geçirilen bir yaşam da etkili bir şekilde hücresel bozulmayı
hızlandıran bir faktördür!”. Uzman, uykunun da önemine değinerek “bir onarım aşaması” olduğunu vurguluyor; “Gece boyunca vücut derinlemesine temizlik yapar, beyinde biriken toksinleri ortadan kaldırır ve hücresel hasarı onarır. Uykudan fedakarlık etmek, bu temel bakımı engellemek anlamına gelir” diyor.
“DNA ile ilgili hasarları azaltıyor”
Üç haneli yaşlara kadar yaşayan insan sayısındaki artışı tetikleyen her kademeyi uzun yaşam uzmanları araştırıyor. Buna yönelik yeni çalışmalar da sürüyor. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turgut Göksoy. özel vitamin desteklerinin, doğal yenilenme süreçlerini olumlu etkilediğine dikkat çekiyor ve şunlara değiniyor: “Artık şunu biliyoruz ki, gençliği uzatıp yaşlanmayı geciktirmek mümkün. İnsan ömrü 120 yaş sınırlarını zorlayacak. Hem de ileri yaşlarda, orta yaşlıların dinçliği ve zindeliğiyle! Bunu başarmak için yapılması gereken, bilince dayalı sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek ve tıbbi desteği ihmal etmemek. Longevity uzmanlarının yönlendirmelerini ciddiye almak… Genel sağlığı gözle görülür şekilde geri kazandırmak için, doğal uzun ömür mekanizmalarıyla uyumlu bir çok yaşam sırrı var. Bunları da uygulamak gerekir. Örneğin adeta ‘uzun ömrü yenileme kompleksi’ olarak bilinen antioksidanlar çok önemli. Gıdaların dışındaki beslenme takviyeleri, çeşitli serbest radikalleri nötralize ederek, DNA ile ilgili hasarları ve yaşlanmanın görünür belirtilerini azaltıyor”.
Probiyotik gıdaların uzun ömürlülüğe etkisi
Hücresel sağlığa dikkat çekerek insanların ne yediği kadar ne zaman yediğinin önemli olduğu bilgisini de paylaşıyor; “Kan şekerini ve tansiyonu kontrol altında tutmak gerekiyor. Bu sadece kalp sağlığı tavsiyesi değil. Kronik olarak yüksek kan şekeri, böbreklerde, kan damarlarında ve bağışıklık hücrelerinde yaşlanmayı hızlandırır. Günlük alışkanlıklar ile hücrelerin ne kadar hızlı yaşlandığı arasında doğrudan bir bağlantı var. Bağırsakların da sorunsuz işleyişini sağlamayı ihmal etmemeli. Bağırsaklarda vücuttaki iltihabı düzenlemeye yardımcı olan bakteriler var. Hücresel düzeyde daha sağlıklı yaşlanmayı desteklemek demek, probiyotik gıdaları ihmal etmemek demek. Genel bağırsak sağlığının faydalarının ötesinde, uzun ömürlülüğe de etkisi çok büyük bu probiyotiklerin”.
Lifli beslenme yaşlılıkta çok önemli
Yeterince lif almamanın büyük bir hata olduğuna da değiniyor; “Gerçek şu ki, bağırsakların vücudunuzun diğer bölümlerinin yapamadığı çok önemli işlevleri var. Genel sağlığı, bedensel enerjiyi hatta ruh sağlığını da etkiler. Bağırsaklarınız bozulduğunda, hayatınız da bozulur, sindirim sisteminiz de bundan etkilenir. ‘Lif’, bitkisel besinlerde bulunan, vücut tarafından sindirilemeyen veya emilemeyen bir karbonhidrat türü. Sindirim sistemini düzenler, kan şekerini dengeler ve uzun süre tokluk hissi vererek kilo kontrolüne yardımcı olur. ‘Lif’ kelimesinin yaşlılıkla, uzun ömürle ilişkilendirilebileceğini bilmek gerekir. Gerçek şu ki, bağırsak temizleyici lifleri insanlarımız yeterince almıyor”.
Zombi hücreler!
Uzun ömür araştırmacısı Prof. Dr. Turgut Göksoy, “zombi hücrelere” sözü getiriyor; “Bu hücreler, ölmeyen, ancak vücutta kalan ve komşu hücrelere de zarar veren kimyasallar salgılıyor. Dolayısıyla
hasarlar barındırıyor. Gençken bağışıklık sisteminiz zombi hücreleri temizlemede oldukça iyidir. Ancak yaşlandıkça, onları ortadan kaldırmada verimliliği ve etkinliği azalıyor bedenin. Yaşlandıkça, giderek daha fazla yaşlanmış(zombi) hücre biriktirirsiniz. Bu artış, diyabet, kalp gibi yaşa bağlı hastalıklarla ilişkili. Ne yazık ki, bağışıklık sistemi özensizlikten dolayı zayıfladıkça, bu hasarlı hücreler yavaş yavaş birikiyor. Fakat bu durum iki şekilde ters tepebiliyor. ‘Senoterapi molekülleri’, vücuttaki yaşlanma yükünü azaltarak, yaşlanmayı önleme ve tersine çevirme konusunda umut verici etkiler gösteriyor”. Bu arada ısrarla özel beslenmeyi dile getiriyor; “Tabağınıza doğru besinleri eklemek, zombi hücrelerle mücadelede olmazsa olmaz bir kural”.
Longevity, bir anlamda, “insanın kendisinin en iyi versiyonu olabilmesine” öncülük ediyor. Ne var ki bunun şartı yüksek kaliteli, bilimsel temelli yaşamı tercih etmekten geçiyor. Prof. Göksoy’a göre, “yaşlandıkça daha çok hastalanırsın” düşüncesi yanlış bir bakış açısı. Şimdi trend; “yaşlandıkça daha sağlıklı olmak”..