BALIĞIN SUSUZ YÜZÜŞÜ YA DA ŞİİR DİLİ




Şiir, gösterenle gösterileni flu bir boşluğa taşımadır. Flu boşlukta görülen ilk olandır, ilk söylenendir, ilk görülendir; diğer deyişle mantık ötesi bir dille yaratılan mantık ötesi hayali bir görünümdür şiir. Boşluk düzleminde kıyıya çarpanken musikili biçemiyle bireyi içten bağlayan, büyüleyen, zor yorumlu ama besteli ya da ritimli biraz ve çok sözdür şiir.

Şiir dilinde gösteren gösterileni temel anlamdan çağrımsal anlama ya da yoruma yönlendirip taşıma işlevindedir.

Şairin görevi şiirde dille savaşımdır.

Savaşın kazanımı çoğu kez uzun, kimi kez de kısa zamanlıdır. Anlamı flulaştırmak ya da anlamı çoklu anlama taşımak yorar şairi. Dilde hüküm; sabır, deneyim ve zekânın birlikte yoğrumudur.

Şiir dilinde mutlak anlam kullanılmamalı. Mutlak anlam zaman diliminde farklılık gösteren ve okuyucunun iç dünyasından akıp gelen yorumudur. Yorumların farklılığı, şiirin dil ve imge zenginliğidir.

Şiirin biçimsel ölçümünde sınır az uz olduğu için anlamda geniş yorum ya da soyutluk ve bakış açısı, şairin dilde öznelliğini önceler.

Şair dilde daha önce söylenene bakmaz. Söylenen söylenmiştir zaten. Söylenmeyeni söylemek, olmayanı oldurmak, hayale gelmeyeni hayale getirmek, düşünülmeyeni düşünerek sözcükle resmetmektir şairin işi. Bu işi gerçekleştirebilmek için de kendiyle ve kendini belirleyecek olan dille savaşır. Dille savaşı kazanmak, dilin yeniden doğumunu sağlamaktır.

Şiir dili, şairin öznel bir bakışla toplum ve bireyce kullanılan dilin silkelenip yeniden oluşturulmuş biçimidir.

Şair balığı susuz yüzdürünce dil şiir olur.

Şiir dilinde değişim, şairin de değişimidir. Şair, yaşadığı dönemin şiir yönünü çok yönlü değiştirebilendir. O halde günümüz şiiri, gelenek merdiveninden yeni ve farklı bir çatıya çıkmaktır. O çatı ki daha çok imge oluşumuyla korumaya alınan flu ötesi bir soyutlamadır.

İmge, şiirin estetiği, ruhu, sıcaklığıdır; düşünsel zemin için de hüzünlü bir gülümsemedir.

İmge beynin hayali ufkunu açan bir dil, mantık ötesi bir duyumudur.

Öyleyse imge, şairin biçemde olmazsa olmazıdır.

İmge korkutur şairini. Mantık dışı bir ufuk kazandıran dil imgesi, ilk doğumunu ilk söyleyişte kazanır. Doğumu gerçekleştiren şair, doğuma tutulanı zedeleyici bir durumda bırakma hakkına sahip değildir. Doğan eksik doğarsa şair eksilir. Poetik öznenin ölümü, şiirin ölü doğumudur. Ölü şiirin şairi de ölüdür.

İmgenin gösterenleriyle gösterilenin resmedilmesi bir zekâ oyunudur. Bu oyun biçimden ziyade dil ve dilin çıkardığı ses üzerinden oynanır. Seste ritmi yakalamak, duyum ustalığı gerektirir. Aslolan soyutu somutlaştırmak değil soyutun pembe dünyasına ulaşabilmektir.

Zaten dizenin okunuşunda iki dudak ahenkle birbirini okşamıyor, göz flu bakamıyorsa eğer şiir imge eksikliğinin feryadında demektir. 

Birikim, deneyim ve zekâdır kaleme sihir gücü veren. Sihri içermeyen dil, imgeyi çerçeveleyemez. İmgeyi çerçevelemek demek, hayali yaşamın bir parçası haline getirmek demektir. 

Hayali eksik olan şairin şiiri eksiktir.

Şiir, mistik ya da düşünsel hayalle çırpınma sesidir; biraz da duygusallığın hüzünlü ifadesidir; belki de dileyen avuca sihirli sözcüklerin inişi…

Şiir hayal edilemeyen bir dille hayal edilemeyen bir resmin çizimidir, demek en doğrusu olsa gerektir.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları


Google 300x120


Piyasalar


Futbol Ligleri Puan Tablosu


Hava Durumu





Kızılay Web Banner 120X600