IRKÇILIK BİR HASTALIKTIR




Son zamanlarda kendi ırkını öteki ırklardan üstün sayma ve kendi siyasi tutumunu buna dayandırma eğilimi, aldı başını gidiyor. Çoğu insan, ırkçılığın dünyanın en tehlikeli ve yaygın hastalığı olduğunu bilmezden geliyor. Bilenler de bakan kör misali görmezden gelerek kulak arkası ediyor. Oysa ruhsal dengesizlik olarak bilinen ırkçılık hastalığı, her yönüyle ölümcüldür.

     Gelişmiş ama kültürel bağlamda modernize olamamış ve gelişimini tamamlama yolunda teklemiş bağımlı ya da yarı bağımlı tüm dünya ülkelerinde ırka dayalı olaylarda tehlike çanları çalmaya devam ediyor. 

     Siyasi tutumunu ırkçılığa dayandıranlar, sadece kendi toplumunu bir bataklığın içine atmakla kalmıyor, dünyadaki bu hastalığın yayılmasında kendilerine atfedilen görevi yaptıklarının sevincini yaşıyor.

     Irkçılıkta, dünya ülkeleri arasında, birinciliğe oynuyoruz. 

     Siyasi anlamda başarılı olamamış, kendi düşünce platformunda tecrit edilmiş, gündemde kalabilmek için her tür oyunu oynayabilen bir aksak çıkıyor, siyasal bir partiyi göstererek, şu parti kapatılmalıdır, diyor. Çoğunluğu her ne kadar azınlığa dayansa da adı geçen siyasi partinin bir ülke partisi olduğundan ve milyonlarca taraftarı bulunduğundan habersiz gibi davranan bu muhterem, oynanan oyundaki rolünü iyi oynuyor. Ama aynı muhterem, geçmişte tüm dünyada oynanan bu oyunun sonucunda ne olabileceğini herkesten iyi biliyor.

     Dolandırıcılıkta adı dillerden düşmeyen başka biri, köşe yazarlığı yaptığı gazetenin birinde, aynı siyasi parti bireylerine devletin istihbarat elemanlarınca suikast düzenlenmesini istiyor ve bunu alenen yazabiliyor!

     Televizyonun birinde, ana dili üzerinde hâkimiyeti olmayan bozuk kişilikli biri çıkıyor, aynı azınlığa mensup başka bir siyasi partilinin kendi ana diliyle yayımladığı gönderisini, kullanılan dil yönüyle rencide etmekten kaçınmıyor.

     Başka bir zavallı çıkıyor; “Bütün Kürt Çocuklarını Tek Tek Kaçırıp Organlarını İhtiyacı Olan Türk Hasta Çocuklarına Nakliyat Edilmeli” diyor ve altına da “Var Olsun Irkımın Turan Ülküsü” diyerek simgeliyor ve bunu tweetlemekten de bir sakınca görmüyor.

    Gel gelelim küçük gibi görünen aslında en büyük ve tehlikeli olanına.

     Azınlık partisi diye hedef tutulan siyasi partinin doktor, insan hakları aktivisti, yazar, gazeteci ve siyasetçi olarak bilenen milletvekiline bir Tweet geliyor. Tweette şunlar yazılmış bulunuyor:

     ‘Sayın vekilim ben su an ankara mamak mebs te bedelli askerim. Ve bugün bölük komutanı üsteğmen tarafından kürtçe konuşmamız burda yasaklandı. 2019 yılında bile hala dilimiz yasak’

     Metrolarda iletişimini ana diliyle yaptığı için linç edilenlere, sokakta yürürken Kürt kimliğine sahip olduğu için saldırıya uğrayanlara, azınlık partisiymiş gibi lanse edilmek istenen bir siyasi partiyi desteklediği için öldürülenlere, doğruları yazdığı için faili meçhule gidenlere… bu devlet ne zaman sahip çıkacak, merak ediyorum doğrusu.

     Devlet, hukukun üstünlüğünü göstermelidir.

     Devleti yönetenlerin ortakları sosyokültürel birikimden yoksun ve psikolojik bir rahatsızlık olarak değerlendirilen ırkçılık hastalığıyla varlıklarını sürdürüyorlarsa bu ortaklık bozulmalı, hukukun üstünlüğüne inananlarla ortaklık kurulmalıdır. Kuşkusuz, gelecek de bir gün gelecek! O gelecek zaman diliminde hukuk, bu hastalığı yayanlardan hesap sorduğunda, suçun sadece ortaklara ait olabileceği yanılgısına düşülmemelidir. 

     Bu güzel memleketin geleceği için, ırkçılık mikrobuyla ölümcül hastalığa tutulanlar, bir an önce tedaviye tabii tutulmalı, rahatsızlığı had safhaya ulaşan hastalar da ivedilikle karantinaya alınmalıdır.

     Entelektüel aydınlara düşen görev, tarihin tanıklık ettiği bu geçici zaman dilimde, hukukun üstünlüğünü savunarak etkinin tepki doğurmasını önlemek olmalıdır.


İlgili Etiketler

İlgili etiket bulunamamıştır.


Okuyucu Yorumları


Google 300x120


Piyasalar


Futbol Ligleri Puan Tablosu


Hava Durumu





Kızılay Web Banner 120X600